Blog’a dön

Zihinsel Yorgunluk Nedir? Unutkanlık ve Dikkat Dağınıklığıyla İlişkisi

Zihinsel Yorgunluk Nedir? Unutkanlık ve Dikkat Dağınıklığıyla İlişkisi

“Eskisi kadar iyi odaklanamıyorum.”

“Bir şey okuyorum ama aklımda kalmıyor.”

“Bir odaya giriyorum, ne yapacağımı unutuyorum.”

“Zihnim sürekli dolu ve artık hiçbir şey düşünmek istemiyorum.”

Yoğun ve uzun süren zihinsel yük dönemlerinde kişiler dikkatlerini toplamakta, bilgileri hatırlamakta veya günlük kararları vermekte zorlandıklarını hissedebilirler.

Bu deneyim günlük dilde sıklıkla zihinsel yorgunluk olarak ifade edilir.

Zihinsel yorgunluk tek başına belirli bir psikolojik bozukluğun adı değildir. Ancak stres, kaygı, uyku sorunları ve uzun süreli zihinsel yük gibi birçok faktörle ilişkili olarak ortaya çıkabilir.

Zihinsel yorgunluk nasıl hissedilir?

Fiziksel olarak dinlenmiş olsanız bile zihniniz yorulmuş hissedebilir.

Kişi: düşünmekte zorlanabilir, dikkatini uzun süre sürdüremeyebilir, aynı cümleyi birkaç kez okuyabilir, basit kararları vermekte zorlanabilir, konuşulanları takip etmekte güçlük çekebilir ve daha unutkan olduğunu düşünebilir.

Bazı kişiler bunu: “Beynim durmuş gibi.” veya “kafam artık hiçbir şey almıyor.” şeklinde tarif edebilir.

Zihin neden yorulur?

Zihinsel kapasitemiz sınırsız değildir. Gün boyunca yalnızca yaptığımız işler değil, sürekli düşündüğümüz konular da zihinsel kaynaklarımızı kullanır.

Örneğin kişi çalışırken aynı zamanda: gelecekle ilgili endişelerini, ilişkisindeki sorunları, maddi kaygılarını veya geçmişte yaşadığı bir olayı tekrar tekrar düşünüyor olabilir. Dışarıdan bakıldığında kişi yalnızca işini yapıyor gibi görünse de zihni aynı anda birçok konuyla meşguldür. Bu durum uzun süre devam ettiğinde zihinsel yorgunluk hissi artabilir.

Aşırı düşünmek zihinsel yorgunluğu artırabilir mi?

Evet artırabilmesi mümkündür. Bir problemi düşünmek ile aynı düşünceleri tekrar tekrar zihinde çevirmek aynı şey değildir.

Kişi sürekli: “Ya böyle olursa?”, “Bunu neden söyledim?”, “Yanlış mı yaptım?”, “Bundan sonra ne olacak?” gibi sorular üzerinde duruyorsa zihinsel olarak dinlenmekte zorlanabilir.

Özellikle kaygı yaşayan kişilerde zihin sürekli gelecekteki olası riskleri değerlendirmeye çalışabilir.

Bu da dikkatin başka görevlere yönlendirilmesini zorlaştırabilir.

Zihinsel yorgunluk neden unutkanlık gibi hissedilebilir?

Bir bilgiyi daha sonra hatırlayabilmek için önce ona yeterince dikkat etmek gerekir.

Örneğin biri size bir şey söylerken siz aynı anda başka bir problemi düşünüyorsanız, söylenen bilgi yeterince iyi işlenmeyebilir. Daha sonra: “Bana bunu söylemiş miydin?” diye sorabilirsiniz. Bu deneyim kişinin hafızasında ciddi bir problem olduğu hissini oluşturabilir.

Ancak bazı durumlarda sorun bilginin kaybolmasından çok, başlangıçta yeterince dikkatle alınmamış olmasıyla ilişkili olabilir.

Stres dikkat dağınıklığı yapabilir mi?

Yoğun stres sırasında zihin çevredeki sorunları ve olası tehditleri takip etmeye daha fazla kaynak ayırabilir. Kişi çalışmaya çalışırken zihninden sürekli başka düşünceler geçebilir. Bir e-postayı birkaç kez okuyabilir. Toplantıda anlatılanları kaçırabilir. Bir işe başlayıp kısa süre sonra başka bir şeye geçebilir. Bu nedenle stresli dönemlerde kişinin kendi dikkat performansını eskisine göre daha kötü hissetmesi mümkündür.

Kaygı zihinsel yorgunluğu nasıl etkileyebilir?

Kaygı yalnızca belirli bir konuda endişelenmek değildir. Bazı kişilerde sürekli: olasılıkları hesaplamak, tehlike aramak, bedensel belirtileri takip etmek, geleceği kontrol etmeye çalışmak ve aynı konuyu tekrar tekrar değerlendirmek önemli bir zihinsel yük oluşturabilir.

Zihin sürekli alarm durumundaymış gibi çalıştığında kişi gün sonunda fiziksel bir iş yapmamış olsa bile oldukça yorulmuş hissedebilir.

Uyku neden önemlidir?

Zihinsel yorgunluk ile uyku arasında karşılıklı bir ilişki bulunabilir. Yoğun düşünceler kişinin uykuya dalmasını zorlaştırabilir. Yetersiz veya kalitesiz uyku ise ertesi gün dikkat ve konsantrasyonu olumsuz etkileyebilir. Kişi gündüz daha fazla hata yaptığını veya daha unutkan olduğunu fark ettiğinde: “Bende bir sorun var.” diye kaygılanabilir. Bu kaygı gece yeniden düşünmeyi artırabilir. Böylece uyku, kaygı ve zihinsel yorgunluk birbirini besleyen bir döngüye dönüşebilir.

Dinlenmek neden bazen yeterli gelmez?

Zihinsel yorgunluk yaşayan kişi hafta sonu hiçbir şey yapmamasına rağmen pazartesi günü hâlâ yorgun hissedebilir. Çünkü fiziksel olarak çalışmamak her zaman zihinsel olarak dinlenmek anlamına gelmez.

Kişi bütün gün: işini, ilişkisini, geleceğini ve çözmesi gereken sorunları düşünmeye devam ediyorsa zihinsel yük devam ediyor olabilir.

Bu nedenle önemli olan yalnızca boş zaman yaratmak değil, zihnin sürekli meşgul olduğu süreçleri de fark etmektir.

Sürekli kendini kontrol etmek sorunu artırabilir mi?

Kişi unutkanlığından endişelenmeye başladığında kendisini sık sık test edebilir:

“Az önce ne okudum?”

“Bu kişinin adını neden hatırlayamadım?”

“Eskiden bunu hemen hatırlardım.”

Bu tür kontroller arttıkça kişi normal günlük unutkanlıkları daha fazla fark etmeye başlayabilir.

Her küçük unutkanlık: “Hafızam kötüleşiyor.” şeklinde yorumlanabilir.

Bu durum kaygıyı artırarak dikkati daha da zorlaştırabilir.

Zihinsel yorgunluk ne zaman psikolojik destek gerektirebilir?

Zihinsel yorgunluk: uzun süredir devam ediyorsa, iş veya akademik performansı etkiliyorsa, sürekli aşırı düşünmeyle birlikte görülüyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, kaygı veya depresif belirtilerle birlikte ortaya çıkıyorsa ve günlük yaşamdan alınan verimi belirgin biçimde azaltıyorsa psikolojik değerlendirme yararlı olabilir.

Psikoterapide yalnızca: “Nasıl daha iyi konsantre olabilirim?” sorusu değil, zihinsel yükü oluşturan süreçler de ele alınabilir.

Psikoterapi nasıl yardımcı olabilir?

Psikoterapi sürecinde kişinin zihnini sürekli meşgul eden düşünce örüntüleri değerlendirilebilir.

Örneğin: aşırı düşünme, belirsizliği kontrol etmeye çalışma, mükemmeliyetçi beklentiler, sürekli kendini değerlendirme, kaygı, stresle baş etme biçimleri ve uyku ile ilişkili alışkanlıklar ele alınabilir. Amaç kişinin hiçbir şey düşünmemesi değildir. Amaç düşüncelerin günlük yaşam üzerindeki kontrolünü azaltmak ve zihinsel kaynakların daha işlevsel kullanılmasına yardımcı olmaktır.

Her unutkanlık psikolojik midir?

Hayır. Bu ayrım önemlidir. Stres, kaygı, depresif belirtiler ve uyku sorunları dikkat ve hafıza performansını etkileyebilse de her unutkanlık psikolojik nedenlerle açıklanamaz.

Yeni başlayan, giderek artan, belirginleşen veya kişinin günlük işlevselliğinde önemli değişiklik oluşturan bilişsel sorunlarda uygun tıbbi değerlendirme gerekebilir.

Sonuç

Zihinsel yorgunluk bazen kişinin: “Eskisi kadar iyi düşünemiyorum.”

“Çok unutkan oldum.” Veya “Hiçbir şeye konsantre olamıyorum.” şeklinde hissetmesine neden olabilir.

Yoğun stres, kaygı, sürekli düşünme ve uyku sorunları zihinsel yükü artırarak dikkat ve hafıza performansını etkileyebilir.

Ancak amaç her unutkanlığı strese bağlamak değildir. Önemli olan yaşanan güçlüğün ne zaman ortaya çıktığını, hangi durumlarda arttığını ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğini anlamaktır.

Zihinsel yorgunluğunuz yoğun stres, kaygı veya tekrarlayan düşüncelerle birlikte devam ediyorsa psikolojik değerlendirme süreci bu örüntüleri anlamaya yardımcı olabilir.

Blog’a dön Randevu Al