Bir yakınını kaybetmek kişinin yaşayabileceği en zor deneyimlerden biri olabilir. Ancak kayıp sonrasında herkes aynı şekilde tepki vermez. Bazı kişiler yoğun üzüntü yaşar. Bazıları öfkelenir. Bazıları kendisini boşlukta hisseder. Bazıları ise: “Neden hiçbir şey hissedemiyorum?” diye endişelenir.
Yas yalnızca üzülmekten ibaret değildir.
Yoğun üzüntü ve özlem
Kayıptan sonra kişinin en sık yaşayabileceği duygulardan biri özlemdir. Günlük yaşamın küçük ayrıntıları bile kaybedilen kişiyi hatırlatabilir. Telefonu eline alıp onu aramak istemek veya bir şey olduğunda ilk olarak onunla paylaşmayı düşünmek mümkündür.
Zihin uzun süredir var olan bir ilişkinin artık fiziksel olarak devam etmediği gerçeğine uyum sağlamaya çalışır.
Hiçbir şey hissedememek
Bazı insanlar kaybın hemen ardından duygusal uyuşukluk yaşayabilir.
Bu durum: “Onu yeterince sevmiyor muydum?” şeklinde yorumlanabilir.
Oysa yoğun stres karşısında kişinin başlangıçta kendisini donuk veya gerçeklikten uzak hissetmesi mümkün olabilir.
Yasın nasıl yaşandığı, kaybedilen kişiye verilen değerin ölçüsü değildir.
Öfke
Kayıp sonrasında öfke de ortaya çıkabilir. Kişi sağlık çalışanlarına, aile üyelerine, kendisine veya yaşanan koşullara öfkelenebilir. Bazen kaybedilen kişiye karşı bile öfke hissedilebilir: “Beni neden yalnız bıraktın?” Bu tür düşünceler kişinin suçluluk yaşamasına neden olabilir. Ancak yas sırasında karmaşık ve birbiriyle çelişen duyguların ortaya çıkması mümkündür.
Suçluluk
Kişi geçmişteki konuşmaları tekrar tekrar değerlendirebilir: “Keşke daha fazla yanında olsaydım.”, “Keşke son konuşmamız farklı olsaydı.”, “Bir şey yapabilir miydim?” Kayıp sonrasında zihin geçmişi bugünkü bilgilerle değerlendirmeye başlayabilir.
Bu durum kişinin gerçekte sahip olduğundan daha fazla sorumluluk hissetmesine neden olabilir.
Rahatlama hissetmek yanlış mıdır?
Özellikle uzun süren hastalık, bakım verme veya yoğun acı içeren dönemlerin ardından kişi kayıpla birlikte rahatlama da hissedebilir. Bu duygu kişinin kaybettiği kişiyi sevmediği anlamına gelmez. Üzüntü ve rahatlama aynı anda bulunabilir.
İnsanların duygusal deneyimleri tek bir duyguya indirgenemez.
Günlük hayata dönmek suçluluk yaratabilir
Bir süre sonra kişi yeniden gülebilir, arkadaşlarıyla görüşebilir veya bir etkinlikten keyif alabilir.
Ardından: “Ben nasıl eğlenebiliyorum?” diye suçluluk hissedebilir. Ancak kişinin yaşamla yeniden bağlantı kurması kaybettiği kişiyi unuttuğu anlamına gelmez.
Yas kişiden kişiye değişir
Bazı insanlar konuşmak ister. Bazıları yalnız kalmaya ihtiyaç duyar. Bazıları günlük rutinlerini sürdürmekten yararlanır. Yasın tek bir doğru yaşanma biçimi yoktur.
Önemli olan sürecin kişinin günlük yaşamını nasıl etkilediğini ve zaman içerisinde nasıl değiştiğini değerlendirmektir.
Ne zaman destek düşünülebilir?
Kayıpla ilgili duygular uzun süre boyunca günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyor veya kayıptan sonra yaşamla yeniden bağlantı kurmakta ciddi güçlük yaşıyorsanız profesyonel destek düşünülebilir.