Bir kişi madde kullanımının kendisine zarar verdiğini açıkça görebilir. İlişkilerinin bozulduğunu, sağlığının etkilendiğini veya iş yaşamında sorunlar oluştuğunu fark edebilir. Buna rağmen bırakmakta zorlanabilir.
Dışarıdan bakıldığında: “Zarar verdiğini biliyorsa neden bırakmıyor?” sorusu akla gelebilir. Ancak madde kullanımını bırakmak yalnızca doğru kararı vermek veya güçlü iradeye sahip olmakla açıklanabilecek kadar basit değildir.
Beyin ve davranış maddeye uyum sağlayabilir
Tekrarlayan madde kullanımı zaman içerisinde kişinin ödül, motivasyon ve öğrenme süreçlerini etkileyebilir. Ayrıca belirli ortamlar, kişiler veya duygular madde kullanımıyla güçlü biçimde ilişkilendirilebilir.
Bu nedenle kişi bırakmaya karar verse bile kullanım isteği çeşitli tetikleyicilerle yeniden ortaya çıkabilir.
Kullanım isteği neden bir anda gelebilir?
Kişi uzun süre kullanmadıktan sonra bile eski bir arkadaşla karşılaşabilir, belirli bir mekâna gidebilir veya yoğun stres yaşayabilir.
Bu durumlar geçmişte madde kullanımıyla ilişkilendirilmişse güçlü bir kullanım isteği ortaya çıkabilir. Bu, kişinin bırakmak istemediği anlamına gelmez. Öğrenilmiş bağlantılar davranışı yeniden tetikleyebilir.
Yoksunluk bırakmayı zorlaştırabilir mi?
Evet. Bazı maddelerde kullanım azaltıldığında veya kesildiğinde fiziksel ve psikolojik yoksunluk belirtileri ortaya çıkabilir. Belirtilerin niteliği kullanılan maddeye göre değişir. Bazı yoksunluk tabloları tıbbi açıdan ciddi olabilir.
Bu nedenle özellikle düzenli veya yoğun kullanım söz konusuysa bırakma sürecinin nasıl yürütüleceği konusunda profesyonel sağlık değerlendirmesi alınması önemlidir.
Kişiye: “Bugün kendi başına tamamen bırak.” şeklinde genel bir öneri vermek her madde için güvenli değildir.
“Bir kez kullandım, her şey bozuldu” düşüncesi
Bırakma sürecinde bazı kişiler yeniden kullanım yaşayabilir.
Bunun ardından: “Her şeyi mahvettim.”, “Demek ki başaramayacağım.” diye düşünüp tamamen eski kullanım düzenine dönebilir.
Oysa yeniden kullanımın nasıl gerçekleştiğini anlamak gelecekteki riskleri belirlemek açısından önemli bilgi sağlayabilir.
Bu durumun küçümsenmesi gerektiği anlamına gelmez; ancak yalnızca başarısızlık etiketiyle ele almak da yararlı değildir.
Tetikleyicileri bilmek neden önemlidir?
Tetikleyiciler kişiden kişiye değişebilir.
Bunlar: belirli arkadaşlar, mekânlar, yalnızlık, para elde etmek, stres, öfke, kaygı veya kutlama gibi olumlu duygular bile olabilir.
Psikoterapide kişinin kendi tetikleyici örüntüsünü tanıması önemli çalışma alanlarından biridir.
Madde yaşamda hangi işlevi görüyordu?
Bırakma sürecinde önemli sorulardan biri şudur:
“Madde benim için ne yapıyordu?”
Kişiyi rahatlatıyor muydu?
Sosyal ortamlarda daha rahat hissetmesini mi sağlıyordu?
Yalnızlığı mı azaltıyordu?
Zor anıları geçici olarak bastırıyor muydu?
Bu işlev anlaşılmadan yalnızca maddeyi ortadan kaldırmaya çalışmak kişinin önemli bir baş etme aracını alternatifsiz bırakabilir.
Psikolojik destek nasıl yardımcı olabilir?
Psikoterapi: kullanımı tetikleyen durumları tanımaya, kullanım isteğiyle baş etmeye, riskli durumları önceden fark etmeye, stres ve duyguları farklı yollarla düzenlemeye ve yeniden kullanım riskine yönelik plan geliştirmeye yardımcı olabilir.
Eşlik eden kaygı, depresif belirtiler veya travmayla ilişkili sorunlar bulunuyorsa bunlar da uygun klinik çerçevede değerlendirilebilir.
Psikoterapi tek başına yeterli midir?
Her zaman değil. Madde kullanımının türü ve şiddetine göre psikiyatri, bağımlılık tedavisi, tıbbi takip ve psikososyal desteklerin birlikte kullanılması gerekebilir.
Bu nedenle tedavi kişinin ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır.
Yakınların rolü nedir?
Yakınların: “İradesizsin.” veya “Bizi düşünseydin kullanmazdın.” gibi suçlayıcı ifadeleri kişinin utanç ve savunmasını artırabilir.
Destek olmak kullanımın sonuçlarını görmezden gelmek anlamına da gelmez.
Sınırların korunması ile tedavi arayışının desteklenmesi birlikte ele alınabilir.
Ne zaman profesyonel yardım alınmalı?
Kullanımı bırakmayı defalarca denemenize rağmen yeniden başlıyor, kullanım isteğiyle baş etmekte zorlanıyor, yoksunluk belirtileri yaşıyor veya madde kullanımı sağlığınızı, ilişkilerinizi ve günlük yaşamınızı etkiliyorsa profesyonel destek önemlidir.
Ağır yoksunluk belirtileri, bilinç değişikliği, nöbet, ciddi ajitasyon, kendine zarar verme riski veya başka acil sağlık belirtileri varsa acil tıbbi yardım alınmalıdır.