Back to Blog

Sürekli Kaygılı Hissetmek: Neden Böyle Oluyorum?

Zaman zaman kaygılanmak yaşamın doğal bir parçasıdır. Önemli bir görüşme, sağlıkla ilgili bir belirsizlik, iş yaşamındaki sorunlar veya geleceğe ilişkin kararlar kaygıya yol açabilir. Ancak bazı kişiler için kaygı yalnızca belirli durumlarda ortaya çıkan geçici bir duygu olmaktan çıkar. Kişi günün önemli bir bölümünde kendisini gergin, huzursuz veya kötü bir şey olacakmış gibi hissedebilir.

Üstelik bazen bu duygunun nedenini açıklamak da kolay değildir.

“Her şey yolunda ama içimde sürekli bir huzursuzluk var.”

“Rahatlamam gerektiğini biliyorum ama yapamıyorum.”

“Zihnim sürekli bir şeyleri düşünüyor.”

Bu tür deneyimler yoğun veya süreğen kaygıyla ilişkili olabilir. Ancak yalnızca kaygılı hissetmek, tek başına bir psikolojik bozukluk olduğu anlamına gelmez.

Kaygı neden ortaya çıkar?

Kaygı, insanın olası tehlikelere karşı hazırlanmasına yardımcı olan doğal bir sistemin parçasıdır. Gerçek bir tehlike olduğunda beden ve zihin buna hızlı biçimde tepki verebilir.

Sorun, bu alarm sisteminin ortada açık bir tehlike bulunmadığında da sık sık devreye girmesiyle başlayabilir.

Kişi gelecekte olabilecekleri düşünür, olumsuz ihtimalleri değerlendirmeye başlar ve belirsizliği tehdit olarak algılayabilir.

Örneğin:

“Ya işler istediğim gibi gitmezse?”

“Ya hasta olursam?”

“Ya yanlış bir karar verirsem?”

“Ya kontrol edemediğim bir şey olursa?”

Bu soruların kesin cevaplarının olmaması, kaygının devam etmesine neden olabilir.

Sürekli kaygı yalnızca düşüncelerde yaşanmaz

Kaygı zihinsel bir deneyim gibi görünse de beden üzerinde de belirgin etkileri olabilir.

Kişi zaman zaman kalp atışlarını daha fazla hissedebilir, kaslarında gerginlik yaşayabilir, terleyebilir, nefesinin değiştiğini fark edebilir veya mide-bağırsak sisteminde rahatsızlık yaşayabilir.

Uykuya dalmakta güçlük, yorgunluk ve konsantrasyon sorunları da kaygıyla birlikte görülebilir.

Bu nedenle bazı kişiler başlangıçta yaşadıkları durumun psikolojik olabileceğini düşünmez. Özellikle bedensel belirtiler ön plandaysa kişi fiziksel bir sağlık sorunu yaşadığını düşünebilir.

Yeni başlayan, şiddetli veya açıklanamayan fiziksel belirtilerin yalnızca kaygıya bağlanmaması ve gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.

Zihin neden sürekli kötü ihtimalleri düşünüyor?

Kaygılı bir zihin çoğu zaman geleceği kontrol etmeye çalışır.

Bir problemi tekrar tekrar düşünmenin çözüm getireceğini varsayabilir. Ancak düşünme zamanla problem çözmekten uzaklaşıp sürekli olasılık üretmeye dönüşebilir.

Bir sorunun cevabı bulunduğunda bu kez başka bir soru ortaya çıkabilir:

“Peki ya bunu gözden kaçırdıysam?”

“Ya düşündüğümden farklı olursa?”

“Ya emin değilsem?”

Böylece kişi kısa süreli rahatlamalar yaşasa bile zihinsel döngü yeniden başlayabilir.

Neden rahatlayamıyorum?

Kaygı arttığında kişi rahatlamak için çeşitli yollar geliştirebilir. Sürekli başkalarından fikir almak, internette araştırma yapmak, bazı durumlardan kaçınmak veya her şeyi kontrol etmeye çalışmak bunlardan bazılarıdır.

Bu davranışlar kısa süreli rahatlama sağlayabilir.

Ancak uzun vadede kişi, kaygıyla baş edebilmek için bu davranışlara ihtiyaç duyduğunu düşünmeye başlayabilir. Böylece kaygıyı azaltmak amacıyla yapılan bazı davranışlar istemeden kaygının sürmesine katkıda bulunabilir.

Her kaygı bir kaygı bozukluğu mudur?

Hayır değildir. Kaygının varlığı tek başına psikolojik bir bozukluğu göstermez. Yaşamın birçok döneminde kaygı beklenen ve anlaşılabilir bir tepkidir.

Değerlendirmede kaygının ne kadar süredir devam ettiği, ne kadar yoğun olduğu ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediği önemlidir.

Örneğin kaygı nedeniyle sürekli kaçınmaya başlamak, iş veya sosyal yaşamın etkilenmesi, uyku sorunlarının belirginleşmesi veya zihnin büyük bölümünün endişelerle meşgul olması daha ayrıntılı değerlendirmeyi gerektirebilir.

Sürekli kaygı için ne zaman destek alınabilir?

Kaygınız günlük yaşamınızın önemli bir bölümünü kaplamaya başladıysa, kontrol etmekte zorlanıyorsanız veya yaşamınızı kaygıya göre düzenlemeye başladıysanız profesyonel değerlendirme düşünülebilir.

Psikoterapide amaç yalnızca kişinin “kaygılanmamasını” sağlamak değildir. Kaygıyı ortaya çıkaran ve sürdüren düşünce, duygu ve davranış örüntülerinin anlaşılması; kişinin belirsizlik ve endişeyle daha işlevsel bir ilişki geliştirebilmesi üzerinde çalışılabilir.

Yaşadığınız durum hakkında daha ayrıntılı bilgi için Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları çalışma alanını inceleyebilir; psikoterapi süreci hakkında bilgi almak için Terapi Seçenekleri ve İletişim bölümlerine ulaşabilirsiniz.

Back to Blog Book Appointment