“Okuduğumu anlamıyorum.”
“Birisi konuşurken zihnim başka yere gidiyor.”
“Eskiden hatırladığım şeyleri şimdi unutuyorum.”
Yoğun psikolojik stres yaşayan kişiler zaman zaman dikkat ve hafızalarının zayıfladığını hissedebilir.
Bu durum gerçek bir deneyimdir. Ancak her unutkanlığın doğrudan psikolojik nedenlere bağlanması doğru değildir.
Kaygı dikkati nasıl etkileyebilir?
Kaygı sırasında zihin olası tehditleri takip etmeye eğilim gösterebilir.
Kişi toplantıda bulunmasına rağmen zihninden: “Ya hata yaparsam?”, “Benden memnun değiller mi?” gibi düşünceler geçiriyor olabilir.
Bu durumda konuşulan bilgilerin bir kısmı yeterince işlenmeyebilir.
Daha sonra kişi: “Bana bunu hiç söylemediniz.” diye düşünebilir.
Aslında sorun bilginin unutulmasından önce, bilginin yeterince dikkatle alınmamış olması olabilir.
Aşırı düşünmek zihinsel kapasiteyi etkileyebilir mi?
Sürekli aynı sorunları analiz etmek zihinsel kaynakların önemli bir bölümünü kullanabilir.
Kişi bir yandan işini yapmaya çalışırken diğer yandan geçmişteki bir konuşmayı tekrar tekrar düşünüyor olabilir.
Bu durumda günlük görevlerde konsantrasyonu sürdürmek zorlaşabilir.
Kişi bunu: “Zihnim eskisi kadar iyi çalışmıyor.” şeklinde deneyimleyebilir.
Depresyon dikkat ve hafızayı etkileyebilir mi?
Depresif dönemlerde bazı kişiler düşüncelerinin yavaşladığını, konsantre olmakta zorlandığını veya karar vermenin daha güç hale geldiğini ifade edebilir. Enerji ve motivasyon kaybı da kişinin bilişsel performansını etkileyebilir.
Bu nedenle depresif belirtiler yaşayan bir kişi unutkanlıktan veya zihinsel bulanıklıktan yakınabilir. Ancak bilişsel belirtilerin otomatik olarak depresyona bağlanmaması gerekir.
Uykunun rolü nedir?
Kaygı ve depresif belirtiler uyku düzenini etkileyebilir. Yetersiz uyku da ertesi gün: dikkat, tepki hızı, öğrenme ve hafıza üzerinde etkili olabilir. Böylece psikolojik sıkıntı ile bilişsel güçlükler birbirini etkileyen bir döngü oluşturabilir.
“Beynim çalışmıyor” hissi ne anlama gelir?
Yoğun zihinsel yük altında kişi düşünmek için normalden daha fazla çaba harcadığını hissedebilir.
Kelime bulmakta gecikebilir, okuduğu paragrafı tekrar okuyabilir veya bir işi yaparken sık sık dikkatini kaybedebilir.
Bu deneyimler kişiyi korkutabilir. Ancak nedenini yalnızca kişinin hislerine bakarak belirlemek mümkün değildir.
Hafıza sorunu mu, dikkat sorunu mu?
Bu ikisi günlük yaşamda kolayca karıştırılabilir. Bir bilginin hatırlanması için öncelikle dikkat edilmesi ve belleğe kaydedilmesi gerekir.
Kişi konuşma sırasında zihinsel olarak başka bir yerdeyse daha sonra bilgiyi hatırlayamaması gerçek bir bellek kaybı gibi hissedilebilir. Klinik değerlendirmede bu ayrım önemlidir.
Her şeyi strese bağlamak doğru mu?
Hayır. Bu özellikle önemlidir. Yeni başlayan, giderek artan veya kişinin günlük işlevselliğini belirgin biçimde etkileyen bilişsel değişiklikler yalnızca: “Strestendir.” Şeklinde açıklanmamalıdır.
Bazı tıbbi ve nörolojik durumlar, ilaçlar, uyku bozuklukları ve madde kullanımı da dikkat ve hafızayı etkileyebilir. Gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Psikoterapi hangi durumda yardımcı olabilir?
Değerlendirme sonucunda kaygı, yoğun stres, depresif belirtiler veya tekrarlayan düşüncelerin bilişsel güçlüklerde önemli rol oynadığı görülürse psikoterapi bu süreçlere odaklanabilir.
Amaç kişiye: “Unutkanlığın tamamen psikolojik.” demek değildir. Psikolojik faktörlerin bilişsel performansı nasıl etkilediğini anlamak ve ilgili sorunları ele almaktır.