Back to Blog

Kendimi veya Çevremi Gerçek Değilmiş Gibi Hissetmek Neden Olur?

Kendimi veya Çevremi Gerçek Değilmiş Gibi Hissetmek Neden Olur?

Bazı insanlar zaman zaman oldukça zor tarif edilen bir deneyim yaşayabilir:

“Çevrem gerçek değilmiş gibi geliyor.”

“Kendimi kendim gibi hissetmiyorum.”

“Sanki her şeyi uzaktan izliyorum.”

“Rüyadaymışım gibi hissediyorum.”

Bu deneyim kişiyi korkutabilir. Özellikle ilk kez yaşandığında kişi kontrolünü kaybettiğini veya ciddi bir şey olduğunu düşünebilir. Ancak kişinin kendisine veya çevresine yabancılaşmış gibi hissetmesi farklı psikolojik ve fiziksel durumlarla ilişkili olabilen bir deneyimdir ve tek başına belirli bir psikiyatrik bozukluk anlamına gelmez.

Kendine yabancılaşmış gibi hissetmek

Kişinin kendi düşüncelerine, duygularına, bedenine veya davranışlarına karşı uzaklaşmış gibi hissetmesi depersonalizasyon olarak adlandırılabilir.

Kişi bunu: “Kendimi dışarıdan izliyormuş gibiyim.”, “Bedenim bana yabancı geliyor.”, “Duygularımı eskisi gibi hissedemiyorum.” şeklinde tarif edebilir.

Bu deneyim kişinin gerçekten bedeninden ayrıldığı anlamına gelmez. Kişinin kendi deneyimine ilişkin öznel algısındaki değişimi ifade eder.

Çevrenin gerçek değilmiş gibi gelmesi

Çevrenin yabancı, uzak, sisli veya rüya gibi algılanması ise derealizasyon olarak adlandırılır.

Kişi bulunduğu yeri tanıyabilir ancak ortam ona alışılmış şekilde gelmeyebilir. İnsanlar veya nesneler farklı, uzak ya da gerçek dışı hissedilebilir. Burada önemli bir ayrım vardır:

Kişi çoğunlukla çevresinin gerçekten ortadan kalktığını düşünmez; çevrenin kendisine gerçek değilmiş gibi hissettirdiğinin farkındadır.

Bu gerçeklik değerlendirmesinin korunması, depersonalizasyon/derealizasyon deneyimlerini psikozdan ayırırken önemli klinik noktalardan biridir.

Neden ortaya çıkabilir?

Bu tür deneyimlerin tek bir nedeni yoktur. Yoğun stres ve kaygı dönemleriyle ilişkili olabilir. Travmatik yaşantılar sonrasında ortaya çıkabilir. Uyku yoksunluğu veya aşırı yorgunluk gibi durumlarda geçici olarak yaşanabilir. Bazı maddelerin kullanımıyla veya başka psikolojik ve tıbbi durumlarla da ilişkili olabilir.

Bu nedenle belirtilerin nedenini yalnızca internetten okunan bilgilerle belirlemek doğru değildir.

Kaygı bu hissi artırabilir mi?

Evet. Kişi ilk kez gerçek dışılık hissi yaşadığında bundan korkabilir:

“Bana ne oluyor?”

“Kontrolümü mü kaybediyorum?”

“Bu hiç geçmeyecek mi?”

Bu sorular kişinin kendi algısını sürekli kontrol etmesine yol açabilir.

“Şu anda gerçek hissediyor muyum?” diye tekrar tekrar kontrol etmek dikkatin sürekli belirtilere yönelmesine neden olabilir.

Kaygı arttıkça yaşanan yabancılaşma hissi de daha rahatsız edici hale gelebilir.

Bu durum psikoz anlamına gelir mi?

Tek başına hayır. Depersonalizasyon ve derealizasyon deneyimlerinde kişi genellikle yaşadığı hissin öznel bir deneyim olduğunun farkındadır.

Örneğin: “Çevrem gerçek değilmiş gibi geliyor ama aslında gerçek olduğunu biliyorum.” diyebilir.

Psikotik belirtilerde ise gerçeklik değerlendirmesi farklı biçimde etkilenebilir.

Bununla birlikte kişinin ne yaşadığını doğru biçimde ayırt etmek profesyonel değerlendirme gerektirebilir.

Her derealizasyon deneyimi bir bozukluk mudur?

Hayır. Geçici depersonalizasyon veya derealizasyon deneyimleri toplumda görülebilir.

Bir klinik bozukluktan söz edilebilmesi için belirtilerin yalnızca varlığı değil; tekrarlaması veya devam etmesi, kişide belirgin sıkıntı oluşturması ve günlük işlevselliği etkilemesi gibi faktörler değerlendirilir.

Ayrıca belirtilerin başka bir psikolojik durum, madde kullanımı veya tıbbi nedenle daha iyi açıklanıp açıklanamadığı da göz önünde bulundurulur.

Ne zaman değerlendirme alınmalı?

Bu deneyimler sık tekrarlıyor, uzun sürüyor veya günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.

Özellikle yeni başlayan veya alışılmadık belirtilerde psikolojik nedenler baştan varsayılmamalı; gerektiğinde tıbbi değerlendirme de yapılmalıdır.

Back to Blog Book Appointment