Yoğun kaygı sırasında yalnızca kalp çarpıntısı, terleme veya nefes değişiklikleri yaşanmaz. Bazı kişiler: “Çevrem bir anda yabancılaştı.”, “Sanki rüyadaymışım gibi oldum.”, “Kendimi bedenimden uzaklaşmış gibi hissettim.” şeklinde deneyimler yaşayabilir.
Bu belirtiler özellikle ilk kez ortaya çıktığında oldukça korkutucu olabilir.
Yoğun kaygı algıyı nasıl etkileyebilir?
Kaygı yükseldiğinde dikkat tehdit olarak algılanan şeylere yönelir. Kişi bedenini, düşüncelerini ve çevresini normalden çok daha yakından takip etmeye başlayabilir. Aynı zamanda yoğun fizyolojik uyarılma yaşanabilir. Bu sırada bazı kişiler çevrelerine veya kendilerine yabancılaşmış gibi hissedebilir.
Derealizasyon ve depersonalizasyon deneyimleri kaygı ve panik gibi durumlara eşlik edebilir.
Panik sırasında “gerçek değilmiş gibi” hissetmek
Panik sırasında bedensel belirtiler çok hızlı ortaya çıkabilir. Kişi bir yandan kalp atışını ve nefesini takip ederken bir yandan: “Bana ne oluyor?” diye düşünmeye başlayabilir.
Çevrenin yabancı veya gerçek dışı hissedilmesi bu korkuyu daha da artırabilir. Ardından: “Kontrolümü kaybediyorum.” düşüncesi ortaya çıkabilir. Bu düşünce kaygıyı daha fazla yükseltebilir.
Gerçeklikten kopmuş gibi hissetmek psikoz anlamına gelir mi?
Her zaman değil. Bu ifade günlük dilde farklı deneyimler için kullanılabildiğinden dikkatli olmak gerekir.
Derealizasyon yaşayan kişi genellikle: “Her şey gerçek değilmiş gibi geliyor ama aslında gerçek olduğunu biliyorum.” şeklinde deneyimini tarif edebilir. Bu, gerçekliğin gerçekten değiştiğine dair sarsılmaz bir inançtan farklıdır.
Bu nedenle derealizasyonun kendisini doğrudan psikoz olarak değerlendirmek doğru değildir.
“Ya tekrar olursa?” korkusu
Kişi ilk deneyimden sonra belirtilerin yeniden ortaya çıkmasından korkabilir.
Kalabalık ortamlarda, araç kullanırken, yalnızken veya daha önce belirtinin yaşandığı yerde kendisini sürekli kontrol edebilir.
“Şimdi başlıyor mu?” şeklindeki dikkat belirtilerin en küçük işaretlerini bile daha görünür hale getirebilir.
Kaygı ile belirti arasında bir döngü oluşabilir
Derealizasyon veya depersonalizasyon hissi korku oluşturabilir.
Korku kaygıyı artırabilir. Artan kaygı kişinin bedenini ve çevresini daha fazla kontrol etmesine yol açabilir.
Bu yoğun iç gözlem ise yabancılaşma hissinin daha fazla fark edilmesine neden olabilir.
Bu nedenle bazen kişinin asıl zorlandığı konu yalnızca ilk belirti değil, belirtinin tekrar yaşanacağı korkusu haline gelir.
Her şeyi kaygıya bağlamak doğru mudur?
Hayır. Bu özellikle önemlidir. Derealizasyon ve depersonalizasyon kaygıyla birlikte görülebilse de benzer deneyimlerin başka psikolojik, tıbbi veya madde kullanımına bağlı nedenleri olabilir.
Bu nedenle yeni başlayan, yoğun, sürekli veya alışılmadık belirtilerin otomatik olarak: “Bu sadece kaygı.” şeklinde değerlendirilmesi doğru değildir. Gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Ne zaman psikolojik destek düşünülebilir?
Bu deneyimler kaygı dönemlerinde sık tekrarlıyor, belirtilerin yeniden ortaya çıkacağından sürekli korkuyor veya bu nedenle belirli ortamlardan kaçınıyorsanız profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Psikoterapide belirtilerin hangi durumlarda ortaya çıktığı, kişinin belirtileri nasıl yorumladığı ve kaygı-belirti döngüsünü sürdüren davranışlar değerlendirilebilir.