Takıntılar her zaman dışarıdan görülebilen davranışlarla ortaya çıkmaz.
Bazı kişiler saatlerce ellerini yıkamaz veya kapıyı tekrar tekrar kontrol etmez. Buna rağmen zihninde sürekli değerlendirme, sorgulama ve emin olmaya çalışma yaşayabilir.
Özellikle kişinin dini veya ahlaki değerleriyle ilgili şüpheler yoğun kaygıya dönüşebilir.
“Yanlış bir şey mi yaptım?”
“Günaha girdim mi?”
“Kötü bir insan olabilir miyim?”
“Bunu gerçekten doğru niyetle mi yaptım?”
Bu sorular tekrar tekrar zihne gelebilir.
Takıntılar neden değer verdiğimiz konularla ilgili olabilir?
İstenmeyen bir düşüncenin rahatsız edici olması için kişinin önem verdiği bir konuyla ilişkili olması oldukça anlaşılabilir.
Ahlaki değerlere önem veren biri için “kötü bir insan olabilirim” düşüncesi özellikle rahatsız edici olabilir.
Dini hassasiyetleri yüksek olan biri ise istemeden zihnine gelen bir düşünceyi dini açıdan büyük bir sorun olarak değerlendirebilir.
Burada kişinin değerleri ile takıntı birbirine karıştırılmamalıdır.
Sorun kişinin dini veya ahlaki değerlere sahip olması değildir.
Sorun, bu alanlarda mutlak kesinlik elde etmeye yönelik tekrarlayıcı bir kaygı döngüsünün oluşması olabilir.
Zihinsel kompulsiyon nedir?
Kompulsiyon denildiğinde çoğu kişinin aklına el yıkamak veya kontrol etmek gelir.
Oysa bazı kompulsiyonlar tamamen zihinsel olabilir.
Kişi geçmişte yaptığı bir davranışı tekrar tekrar hatırlamaya çalışabilir.
Bir düşüncenin ne anlama geldiğini saatlerce analiz edebilir.
Kendi niyetini sürekli sorgulayabilir.
Bunlar dışarıdan görülmediği için kişinin yaşadığı zorluk çevresi tarafından fark edilmeyebilir.
“İyi biri olduğumdan emin olmak istiyorum”
Ahlaki takıntılarda kişi kendisi hakkında yüzde yüz kesin bir sonuca ulaşmaya çalışabilir.
“Kesinlikle kötü biri değilim.”
Ancak insan davranışları ve niyetleri bu kadar matematiksel biçimde değerlendirilemez.
Kişi geçmişindeki küçük olayları bile tekrar incelemeye başlayabilir:
“Yıllar önce bunu neden söyledim?”
“Bunu söylerken gerçek niyetim neydi?”
Bir cevap bulunduğunda yeni bir şüphe ortaya çıkabilir.
İstenmeyen dini düşünceler
İnsan zihnine kişinin inançlarıyla uyumsuz düşünceler de gelebilir.
Bu düşüncelerin istemsiz biçimde ortaya çıkması kişinin gerçek inançlarını veya değerlerini otomatik olarak göstermez.
Ancak kişi düşüncenin ortaya çıkmasını bile ahlaki veya dini bir başarısızlık olarak yorumlarsa yoğun suçluluk yaşayabilir.
Düşünceyi bastırmaya çalışmak ise düşüncenin daha fazla fark edilmesine neden olabilir.
Sürekli af veya güvence istemek
Kişi dini bir otoriteye, aile üyesine veya başka bir kişiye aynı konuyu tekrar tekrar sorabilir:
“Bu yaptığım yanlış mıydı?”
“Bundan sorumlu olur muyum?”
Cevap kısa süreli rahatlama sağlayabilir.
Fakat şüphe yeniden geldiğinde aynı soru tekrar sorulabilir.
Bu nedenle yalnızca verilen cevaba değil, güvence arama döngüsüne de bakmak gerekir.
Dini hassasiyet ile dini takıntı aynı şey midir?
Hayır.
Bir insanın dini kurallara önem vermesi veya davranışlarını ahlaki açıdan değerlendirmesi tek başına psikolojik bir sorun değildir.
Klinik değerlendirmede düşüncelerin kişinin yaşamında ne kadar zaman aldığı, ne kadar sıkıntı oluşturduğu ve tekrarlayıcı ritüel veya zihinsel davranışlara neden olup olmadığı önemlidir.
Kişinin kültürel ve dini bağlamı da dikkate alınmalıdır.
Ne zaman destek düşünülebilir?
Dini veya ahlaki şüpheler gününüzün önemli bölümünü kaplıyor, aynı soruları tekrar tekrar değerlendiriyor veya kesin bir cevap bulamadığınızda yoğun kaygı yaşıyorsanız profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Psikoterapide kişinin inançlarını değiştirmek amaçlanmaz.
Takıntılı şüphe, kesinlik ihtiyacı ve bunlara verilen tekrarlayıcı tepkiler üzerinde çalışılır.
Daha ayrıntılı bilgi için Obsesif-Kompülsif Bozukluk ve İlişkili Bozukluklar çalışma alanını inceleyebilirsiniz.