Blog’a dön

Başkasına veya Kendine Zarar Verme Korkusu ve İstenmeyen Düşünceler

Başkasına veya Kendine Zarar Verme Korkusu ve İstenmeyen Düşünceler

Bazı istenmeyen düşünceler kişiyi özellikle yoğun biçimde rahatsız edebilir.

Kişinin zihnine aniden:

“Ya birine zarar verirsem?”

“Ya kontrolümü kaybedersem?”

gibi düşünceler gelebilir.

Düşüncenin kişinin değerleriyle tamamen ters olması, onu daha da korkutucu hale getirebilir.

Kişi düşüncenin ortaya çıkmasını bile kendisi hakkında önemli bir işaret olarak yorumlayabilir.

İstenmeyen düşünce ile niyet aynı şey midir?

Hayır.

Bir düşüncenin zihne gelmesi, kişinin o davranışı yapmak istediği anlamına gelmez.

İnsan zihni bilinçli olarak seçmediğimiz çok sayıda düşünce ve görüntü üretebilir.

Özellikle düşünce kişiyi korkutuyor ve kişi:

“Ben bunu neden düşündüm?”

diye yoğun biçimde sorguluyorsa düşüncenin kendisinden çok ona verilen anlam önemli hale gelebilir.

“Bunu düşündüysem yapabilir miyim?”

Kişi düşünce ile davranış arasında güçlü bir bağlantı kurabilir.

“Normal biri böyle bir şey düşünmez.”

“Bunu düşündüysem içimde bunu isteyen bir taraf olabilir.”

Bu yorumlar kaygıyı artırabilir.

Ardından kişi kendi davranışlarını, duygularını ve geçmişini incelemeye başlayabilir.

Kendini test etmek

Kişi bazen düşüncenin gerçek olup olmadığını anlamak için kendisini test etmeye başlayabilir.

“Şu anda ne hissediyorum?”

“Gerçekten zarar vermek istiyor muyum?”

“Bu kişinin yanındayken aklımdan ne geçiyor?”

Bu zihinsel kontrol kısa süreli güvence sağlasa da şüphe yeniden ortaya çıkabilir.

Tehlikeli eşyalardan kaçınmak

Zarar verme korkusu yaşayan kişi bıçak, makas veya benzeri nesneleri kullanmaktan kaçınabilir.

Sevdiği biriyle yalnız kalmak istemeyebilir.

Amaç olası riski sıfıra indirmektir.

Ancak kaçınma zamanla düşüncenin gerçekten tehlikeli olduğu inancını güçlendirebilir.

Güvence aramak

Kişi yakınlarına veya internete:

“Bu düşünceler normal mi?”

“Bunu düşünmem gerçekten yapacağım anlamına gelir mi?”

gibi sorular yöneltebilir.

Cevap bir süre rahatlatabilir.

Ancak kesinlik ihtiyacı devam ediyorsa yeni bir şüphe ortaya çıkabilir.

Önemli bir ayrım

İstenmeyen, kişinin değerleriyle uyumsuz ve kaygı yaratan obsesif düşünceler ile kişinin gerçekten kendisine veya başka birine zarar verme niyeti aynı durum değildir.

Bu ayrım klinik değerlendirme gerektirir.

Kişinin kendisine veya başka birine zarar verme yönünde gerçek bir niyeti, planı ya da yakın bir risk bulunuyorsa bu durum yalnızca “takıntı” olarak değerlendirilmemeli ve acil profesyonel yardım alınmalıdır.

Ne zaman psikolojik değerlendirme düşünülebilir?

İstenmeyen zarar düşünceleri günün önemli bir bölümünü kaplıyor; sürekli kontrol, güvence arama veya kaçınma davranışlarına neden oluyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.

Psikoterapide amaç kişiye her düşüncenin “güvenli” olduğunu tekrar tekrar kanıtlamak değildir.

Düşüncelere yüklenen anlam, kesinlik ihtiyacı ve düşüncenin oluşturduğu kaygıyı azaltmak için gerçekleştirilen davranışlar ele alınabilir.

Daha ayrıntılı bilgi için Obsesif-Kompülsif (Takıntı-Zorlantı) Bozukluğu ve İlişkili Bozukluklar çalışma alanını inceleyebilirsiniz.

Blog’a dön Randevu Al