Önemli bir kaybın ardından insanların en sık sorduğu sorulardan biri şudur:
“Bu ne kadar sürecek?”
Kişi bir yandan kaybın oluşturduğu acıyla baş etmeye çalışırken bir yandan da yaşadıklarının normal olup olmadığını anlamak isteyebilir. Ancak yas için herkes açısından geçerli kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Yas kişisel bir süreçtir. Kaybedilen kişiyle kurulan ilişki, kaybın koşulları, kişinin yaşamındaki diğer stresler, sosyal destek ve bireysel baş etme biçimleri sürecin nasıl yaşandığını etkileyebilir.
Yas belirli aşamalardan mı oluşur?
Yasla ilgili en bilinen modellerden biri inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme gibi aşamalardan söz eder. Ancak bu model, herkesin yası aynı sırayla ve aynı biçimde yaşayacağı bir takvim olarak görülmemelidir.
Kişi bazı duyguları hiç yaşamayabilir. Bazı duygular aynı anda ortaya çıkabilir. Bir süre daha iyi hissedip daha sonra yeniden yoğun üzüntü yaşayabilir. Bu durum yas sürecinin yanlış ilerlediği anlamına gelmez.
İlk dönem nasıl yaşanabilir?
Kayıptan hemen sonra kişi şaşkınlık veya uyuşukluk hissedebilir, yaşananların gerçek olduğuna inanmakta zorlanabilir, günlük işlere odaklanmak güçleşebilir.
Bazı kişiler yoğun biçimde ağlarken bazıları başlangıçta neredeyse hiçbir şey hissedemeyebilir. Her iki tepki de tek başına kişinin kaybı ne kadar önemsediğini göstermez.
Yas neden dalgalar halinde gelebilir?
Kayıptan sonra kişi zamanla günlük yaşamına dönmeye başlayabilir. Ancak bir şarkı, fotoğraf, tarih, koku veya tanıdık bir yer kaybedilen kişiyi yeniden hatırlatabilir. Kişi kendisini uzun süredir daha iyi hissederken bir anda yoğun üzüntü yaşayabilir.
Yasın zaman içinde azalması, kaybedilen kişinin tamamen unutulması anlamına gelmez.
Duyguların yoğunluğu ve günlük yaşam üzerindeki etkisi değişebilir.
“Artık geçmiş olması gerekmiyor muydu?”
Çevredeki insanlar iyi niyetle: “Artık hayatına devam etmelisin.” gibi ifadeler kullanabilir. Ancak yasın belirli bir tarihte sona ermesi gerekmez.
Doğum günleri, yıl dönümleri ve özel günler uzun zaman sonra bile duyguları yeniden yoğunlaştırabilir.
Bu durum kişinin en başa döndüğü anlamına gelmek zorunda değildir.
Yas sırasında hangi duygular yaşanabilir?
Üzüntünün yanında özlem, öfke, suçluluk, yalnızlık, rahatlama veya duygusal uyuşukluk görülebilir.
Özellikle uzun süre hastalık yaşamış bir yakının kaybından sonra kişinin hem üzülmesi hem de onun artık acı çekmediğini düşünerek rahatlama hissetmesi mümkündür.
Birbirine zıt görünen duyguların aynı anda yaşanması insan deneyiminin bir parçası olabilir.
Yasın “normal süresi” var mı?
Yasın herkes için geçerli tek bir normal süresi yoktur. Klinik değerlendirmede yalnızca kayıptan sonra geçen zamana bakılmaz.
Kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi, kayba uyum sağlayabilmesi, yaşadığı belirtilerin yoğunluğu ve işlevselliği birlikte değerlendirilir.
Ne zaman psikolojik destek düşünülebilir?
Yas nedeniyle günlük yaşamınızı uzun süredir sürdüremiyor, yoğun suçluluk veya çaresizlik yaşıyor ya da kayıpla ilişkili sıkıntının zaman içinde yaşamınızın büyük bölümünü kaplamaya devam ettiğini düşünüyorsanız profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Destek almak kaybedilen kişiyi unutmak anlamına gelmez.
Amaç kaybın gerçekliğine uyum sağlarken yaşamla yeniden ilişki kurabilmeye yardımcı olmaktır.