Blog’a dön

Sosyal Kaygı ile Utangaçlık Arasındaki Fark Nedir?

Sosyal Kaygı ile Utangaçlık Arasındaki Fark Nedir?

Yeni bir ortama girdiğinizde ilk başta sessiz kalabilirsiniz. Tanımadığınız biriyle konuşurken çekinebilir veya kalabalık bir ortamda hemen öne çıkmak istemeyebilirsiniz. Bu özellikler tek başına sosyal kaygı bozukluğu anlamına gelmez. Utangaçlık ile sosyal kaygı birbiriyle ilişkili olabilse de aynı kavram değildir.

Utangaçlık nedir?

Utangaçlık bir kişilik veya mizaç özelliği olarak düşünülebilir. Utangaç bir kişi yeni ortamlarda başlangıçta çekingen davranabilir ancak zaman geçtikçe rahatlayabilir. Kişi bu özelliğinden rahatsız olmayabilir ve günlük yaşamında önemli bir sorun yaşamayabilir. Dolayısıyla utangaç olmak tek başına tedavi edilmesi gereken bir durum değildir.

Sosyal kaygıda ne farklı olabilir?

Sosyal kaygıda kişinin temel korkularından biri başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmek olabilir.

Kişi: “Saçma bir şey söyleyeceğim.”, “Beni yetersiz bulacaklar.”, “Kaygılı olduğumu anlayacaklar.” gibi düşünceler yaşayabilir.

Bu korku belirli sosyal durumlarda yoğun kaygıya ve kaçınmaya yol açabilir.

Günlük yaşam üzerindeki etki önemli midir?

Evet. Utangaç bir kişi iş görüşmesine giderken gergin hissedebilir ama görüşmeye katılabilir.

Sosyal kaygısı yoğun olan kişi ise değerlendirilme korkusu nedeniyle görüşmeyi iptal edebilir veya bazı iş fırsatlarına hiç başvurmayabilir.

Benzer şekilde sosyal etkinliklere katılmamak, yeni ilişkiler kurmaktan kaçınmak veya eğitimde sunum yapmamak için çeşitli yollar aramak kişinin yaşamını sınırlandırabilir.

Fiziksel belirtiler görülebilir mi?

Sosyal kaygı sırasında kızarma, terleme, titreme, kalp atışında hızlanma veya mide rahatsızlığı gibi belirtiler yaşanabilir.

Kişi bu belirtilerin fark edilmesinden de korkabilir. Bu durum: “Kaygılandığımı anlayacaklar.” düşüncesiyle kaygının daha da artmasına neden olabilir.

Utangaç biri sosyal hayatından memnun olabilir mi?

Evet. Bu önemli bir ayrımdır. Bir kişi sessiz, çekingen veya daha az sosyal olabilir ve bundan herhangi bir rahatsızlık duymayabilir.

Psikolojik değerlendirmede amaç insanları daha dışa dönük hale getirmek değildir. Önemli olan kişinin istediği yaşamı kaygı nedeniyle yaşayıp yaşayamadığıdır.

Sosyal kaygı bozukluğuna kendim karar verebilir miyim?

Tek bir belirti veya kişilik özelliği üzerinden tanı koymak doğru değildir.

Korkulan durumların niteliği, kaygının süresi ve yoğunluğu, kaçınma davranışları ve kişinin yaşamındaki etkileri profesyonel değerlendirmede birlikte ele alınır.

Bu nedenle: “Utangacım, demek ki sosyal kaygı bozukluğum var.” sonucu doğru değildir.

Ne zaman psikolojik destek düşünülebilir?

Sosyal kaygı nedeniyle istediğiniz halde insanlarla iletişim kuramıyor, önemli sosyal veya mesleki fırsatlardan kaçınıyor veya günlük yaşamınızı sürekli başkalarının değerlendirmelerine göre düzenliyorsanız profesyonel destek yararlı olabilir.

Psikoterapide amaç kişinin kişiliğini değiştirmek veya onu dışa dönük biri haline getirmek değildir.

Amaç kaygının kişinin istediği yaşamı sürdürmesini ne ölçüde engellediğini anlamak ve bu döngüler üzerinde çalışmaktır.

Blog’a dön Randevu Al