Blog’a dön

Panik Atak ile Kaygı Atağı Arasındaki Fark Nedir?

Panik Atak ile Kaygı Atağı Arasındaki Fark Nedir?

“Panik atak geçirdim.”

“Kaygı atağı yaşadım.”

Bu iki ifade günlük konuşmalarda çoğu zaman birbirinin yerine kullanılır.

Her ikisinde de yoğun korku, huzursuzluk ve bedensel belirtiler yaşanabilir. Ancak klinik açıdan bu ifadeler tamamen aynı anlama gelmez.

Özellikle “kaygı atağı” ifadesinin günlük dilde yaygın olmasına rağmen panik atak gibi belirli tanısal ölçütlerle tanımlanan bağımsız bir klinik terim olmadığını bilmek önemlidir.

Panik atak nedir?

Panik atak, yoğun korku veya rahatsızlığın kısa süre içinde belirgin biçimde yükseldiği bir durumdur.

Bu sırada çarpıntı, terleme, titreme, nefesle ilgili güçlük hissi, göğüste rahatsızlık, baş dönmesi ve yoğun korku gibi çeşitli belirtiler yaşanabilir.

Kişi:

“Öleceğim.”

“Kontrolümü kaybedeceğim.”

veya:

“Bana ciddi bir şey oluyor.”

diye düşünebilir.

Panik atağın önemli özelliklerinden biri belirtilerin hızlı biçimde yoğunlaşabilmesidir.

Kaygı atağı ne demektir?

“Kaygı atağı” veya “anksiyete atağı” ifadesi insanların yoğun kaygı yaşadıkları dönemleri anlatmak için kullandıkları yaygın bir ifadedir.

Örneğin kişi saatler boyunca giderek artan bir endişe, huzursuzluk ve bedensel gerginlik yaşayabilir ve bunu “kaygı atağı” olarak tanımlayabilir.

Ancak bu ifade tek başına belirli bir psikiyatrik tanıyı göstermez.

Bu nedenle kişinin ne yaşadığını anlamak için yalnızca kullandığı etikete değil, belirtilerin nasıl başladığına, ne kadar sürdüğüne ve hangi durumlarda ortaya çıktığına bakmak gerekir.

Başlama biçimi farklı olabilir

Panik atakta belirtiler çoğunlukla hızlı biçimde yoğunlaşır.

Kaygı ise bazen daha yavaş gelişebilir.

Örneğin kişi sabah başlayan bir endişeyi gün boyunca taşıyabilir ve düşünceler arttıkça fiziksel olarak daha gergin hale gelebilir.

Bu nedenle “Bir anda üzerime geldi” deneyimi ile saatler boyunca giderek artan kaygı aynı şekilde yaşanmayabilir.

Panik atak her zaman beklenmedik midir?

Hayır.

Panik ataklar bazen beklenmedik biçimde ortaya çıkabilirken bazen belirli durumlarla ilişkili olabilir.

Örneğin kişi belirli bir ortamda yoğun panik yaşayabilir.

Burada panik atağın ortaya çıkması ile panik bozukluğu tanısı da birbirinden ayrılmalıdır.

Bir panik atak yaşamak otomatik olarak panik bozukluğu anlamına gelmez.

Hangisi daha ciddi?

Bu soruya yalnızca “panik atak” veya “kaygı atağı” etiketine bakarak cevap vermek doğru değildir.

Asıl önemli olan belirtilerin kişinin yaşamını nasıl etkilediğidir.

Yoğun kaygı nedeniyle kişi işe gidemiyor, uyuyamıyor veya sürekli kaçınıyorsa durum profesyonel değerlendirme gerektirebilir.

Benzer şekilde tekrarlayan panik ataklar ve yeni bir atak yaşama korkusu günlük yaşamı ciddi biçimde sınırlandırabilir.

Kendime tanı koyabilir miyim?

İnternetteki belirti listeleri kişinin yaşadığı deneyimi anlamasına yardımcı olabilir ancak tanı koymak için yeterli değildir.

Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi veya göğüs rahatsızlığı gibi belirtilerin fiziksel nedenleri de olabilir.

Özellikle yeni, şiddetli veya açıklanamayan fiziksel belirtilerin gerektiğinde tıbbi olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Ne zaman destek alınmalı?

Yoğun kaygı veya panik tekrar ediyor, günlük yaşamınızı etkiliyor veya bu deneyimi yeniden yaşamamak için davranışlarınızı değiştirmeye başladıysanız profesyonel değerlendirme düşünülebilir.

Psikoterapide kullanılan etiketten çok kişinin yaşadığı özgün deneyimin anlaşılması önemlidir.

Panik belirtileri hakkında ayrıntılı bilgi için Panik Bozukluğu, daha genel kaygı belirtileri için Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları çalışma alanlarını inceleyebilirsiniz.

Blog’a dön Randevu Al