Bir kayıptan sonra yalnızca özlem ve üzüntü yaşanmaz. Kişinin zihninde tekrar tekrar: “Keşke...” ile başlayan cümleler ortaya çıkabilir.
“Keşke daha erken fark etseydim.”
“Keşke daha fazla yanında olsaydım.”
“Keşke son konuşmamız böyle olmasaydı.”
Bu düşünceler yoğun suçluluk oluşturabilir.
Neden geçmişi tekrar tekrar değerlendiririz?
Kayıp geri döndürülemez bir durumdur. Zihin ise yaşananları anlamlandırmaya ve bir açıklama bulmaya çalışabilir. Geçmişteki olaylar bugünkü bilgilerle yeniden değerlendirilir. Bugün bildiğimiz şeyleri geçmişte de biliyormuşuz gibi düşünmeye başlayabiliriz.
Bu nedenle kişi olay sırasında sahip olmadığı bilgi veya kontrol nedeniyle kendisini sorumlu tutabilir.
“Bir şey yapabilir miydim?”
Bu soru bazı durumlarda gerçekçi bir değerlendirme gerektirebilir. Ancak yas sırasında kişi kendi sorumluluğunu olduğundan daha büyük algılayabilir. Bir olayın sonucunu etkileyen çok sayıda faktör bulunabilir.
Psikoterapide amaç kişiye otomatik olarak: “Senin hiçbir sorumluluğun yok.” demek değildir. Amaç kişinin olayla ilgili sorumluluk değerlendirmesini daha gerçekçi bir çerçevede incelemektir.
Öfke neden ortaya çıkar?
Kişi: “Neden böyle oldu?” sorusuna cevap bulamadığında öfke yaşayabilir. Sağlık sistemi, başka insanlar, kendisi, yaşamın adaletsizliği ve hatta kaybedilen kişi öfkenin hedefi olabilir.
Özellikle kaybedilen kişiye yönelik öfke suçluluk oluşturabilir. Ancak bir kişiyi sevmek ve ona zaman zaman öfkelenmek birbirini dışlayan durumlar değildir.
Hayata devam etmek neden zor gelebilir?
Kaybedilen kişi günlük yaşamın birçok parçasında yer almış olabilir. Sabah rutinleri, telefon konuşmaları, ortak planlar, gelecekle ilgili beklentiler bir anda değişebilir. Bu nedenle kayıp yalnızca bir insanın yokluğu değil, kişinin alıştığı yaşam düzeninin ve beklediği geleceğin de değişmesi anlamına gelebilir.
“Hayatıma devam edersem onu unutmuş olur muyum?”
Bu düşünce yas sürecinde önemli bir çatışma yaratabilir. Kişi yeniden mutlu olmanın veya gelecekle ilgili plan yapmanın kaybedilen kişiye ihanet etmek olduğunu hissedebilir. Oysa yaşamla yeniden ilişki kurmak geçmişteki ilişkinin önemini ortadan kaldırmaz. Hatırlamak ile yaşamaya devam etmek birbirine karşıt olmak zorunda değildir.
Yas sırasında kendini zorlamak
Çevrenin beklentileri bazen kişiyi hızlı biçimde “normale dönmeye” zorlayabilir.
Bunun tersi de olabilir: Kişi kendisine iyi gelen bir şey yaptığında suçluluk duyduğu için yaşamdan uzaklaşabilir.
Her iki durumda da kişinin kendi yas sürecini anlaması önemlidir.
Ne zaman psikolojik destek düşünülebilir?
Yoğun suçluluk, öfke veya kayıpla ilgili düşünceler uzun süredir yaşamınızı belirgin biçimde sınırlandırıyorsa psikolojik destek yararlı olabilir.
Psikoterapide kaybın anlamı, suçluluk düşünceleri, değişen yaşam rolleri ve gelecekle yeniden ilişki kurabilme süreci ele alınabilir.