“Onu gerçekten seviyor muyum?”
“Doğru kişiyle miyim?”
“Daha uygun biri olabilir mi?”
“Beni gerçekten seviyor mu?”
Bir ilişkide zaman zaman bu tür soruların ortaya çıkması olağandır.
İlişkiler hakkında düşünmek veya zaman zaman şüphe yaşamak tek başına psikolojik bir sorun anlamına gelmez.
Ancak bazı kişilerde bu sorular tekrar tekrar zihne gelir ve kesin bir cevap bulma ihtiyacı oluşturur.
Kişi ilişkisinden keyif almak yerine sürekli ilişkisini analiz etmeye başlayabilir.
İlişkide şüphe yaşamak normal değil mi?
Elbette normal olabilir.
İlişkiler karmaşıktır ve insanların duyguları her gün aynı yoğunlukta değildir.
Bir gün partnerinize çok yakın hissedebilir, başka bir gün daha mesafeli olabilirsiniz.
Sorun her şüphe değildir.
Şüphenin tekrar tekrar ortaya çıkması, yoğun kaygı yaratması ve kişinin sürekli kesinlik aramasına yol açması daha önemli olabilir.
“Onu gerçekten seviyor muyum?”
Kişi kendi duygularını sürekli kontrol etmeye başlayabilir.
Partnerine baktığında:
“Şu anda yeterince sevgi hissediyor muyum?”
diye kendisini test edebilir.
Romantik bir an yaşandığında bile:
“Olması gerektiği kadar mutlu muyum?”
sorusunu sorabilir.
Duygular sürekli ölçülmeye çalışıldığında doğal biçimde yaşanması zorlaşabilir.
Partneri sürekli değerlendirmek
Şüphe yalnızca kişinin kendi duygularıyla ilgili olmayabilir.
Partnerin görünüşü, zekâsı, davranışları veya kişilik özellikleri sürekli analiz edilebilir.
Kişi başka çiftlerle karşılaştırmalar yapabilir.
“Onların ilişkisi daha mı iyi?”
“Başka biriyle daha mutlu olur muydum?”
Bu karşılaştırmalar kesin bir sonuca ulaşmak amacıyla yapıldığında yeni sorular üretmeye devam edebilir.
Güvence aramak
Kişi arkadaşlarına:
“Sence biz birbirimize uygun muyuz?”
“Normal çiftler de böyle hisseder mi?”
gibi soruları tekrar tekrar sorabilir.
İnternette ilişki testleri yapabilir veya “gerçek aşkın belirtileri” gibi içerikleri sürekli araştırabilir.
Bir cevap kısa süreli rahatlatabilir.
Ancak daha sonra yeni bir şüphe ortaya çıkabilir.
Duyguları kontrol etmek neden işe yaramayabilir?
Duygular sabit değildir.
Partnerinize karşı her an aynı yoğunlukta sevgi, heyecan veya yakınlık hissetmeniz beklenmez.
Ancak kişi:
“Gerçekten seviyorsam bunu her zaman hissetmeliyim.”
şeklinde bir beklentiye sahipse normal duygusal değişiklikleri ilişki için tehlike olarak yorumlayabilir.
Bu da daha fazla kontrol davranışına yol açabilir.
Her ilişki şüphesi ilişki OKB'si midir?
Hayır.
İlişkide gerçek uyumsuzluklar, iletişim problemleri veya kişinin ayrılmayı düşünmesine yol açabilecek birçok neden olabilir.
Bu nedenle “Partnerimden şüphe ediyorum” demek tek başına ilişki odaklı obsesif bir örüntü bulunduğunu göstermez.
Değerlendirmede düşüncelerin yapısı, tekrar sıklığı, kişinin bunlara verdiği tepkiler ve günlük yaşam üzerindeki etkisi dikkate alınır.
İlişki OKB'si ayrı bir tanı mıdır?
“İlişki OKB'si” ifadesi, ilişki temalı obsesyon ve kompulsiyonları anlatmak için kullanılan bir terimdir; bağımsız bir resmi tanı kategorisi olarak değerlendirilmez.
Bu nedenle kişinin internet üzerinden kendisine bu etiketi koyması yerine yaşadığı düşünce ve davranış örüntüsünün profesyonel olarak değerlendirilmesi daha uygundur.
Psikoterapide ne üzerinde çalışılabilir?
Amaç kişiye:
“Partnerin kesinlikle doğru kişi.”
veya:
“Bu ilişki kesinlikle devam etmeli.”
şeklinde bir cevap vermek değildir.
Psikoterapi kişinin yerine ilişki kararı vermez.
Bunun yerine kişinin sürekli kesinlik arayışı, duygularını kontrol etmesi, karşılaştırmaları ve güvence arama davranışları ele alınabilir.
Böylece kişi ilişkiyle ilgili kararlarını yalnızca kaygıyı azaltmak amacıyla değil, kendi değerleri ve gerçek yaşam deneyimleri doğrultusunda değerlendirebilir.
Daha ayrıntılı bilgi için Obsesif-Kompülsif (Takıntı-Zorlantı) Bozukluğu ve İlişkili Bozukluklar çalışma alanını; terapi süreci için Terapi Seçenekleri bölümünü inceleyebilirsiniz.